Only love and death change all things ölüm
@gezgin
ÖLÜM ….Ölüm gelip gidenin gelenlerin gidenlerin aslında her bir şeyin hiç bir şeyinin bilinmediği oysa her anlamda sadece kesin olan hakikat olanın gölgemsi izleri nemli paslı demirin kuru tahta toprak kokusu..varken birden gürültüsüyle azametiyle geliş gidişiyle hatırladığının bir anda susmanın durmanın kalakalmanın ellerin dizlerde sarkmasının soluk sarı görüntüsü..tadsızlığın hep mahcubiyetin keşkelerin ahların vatanı vahların vatanı boğaza doğru bir yumrunun nefes almaya çalırken hissedilen burnun içinde bir yerde bir incesızının dolmaya başlayan akmak isteyen kirpiğin yanı başından çeneye inmeye çalışan ıslaklığı hissedilen kendisi görülmeyen damlanın kendince inişinin yüzde bıraktığı dudağa gelirse hafif tuzlu tadla birleştiği gizlenmeye çalışan korkak isteğin karşısında çırılçıplak kalmış ruhun çığlığı..kabullenmeyen kabulenilemeyen yok sayılan ama hep hatırlanan bir seste bir gülüşte bir renkte asıl olarak kokunun esintisinde alıp götüren çarpıp bitiren bir anlık ışığın parlaması.. ve hepsinden asıl sonrası hep sonrası değişimin reddedildiği ama asla ama asla eskisi gibi olmayacağın olunamayacağın kesinkes bilgisine rağmen kendini kandırmaca girdablarının her dönüşünde herkesin olduğu ama kimsenin bulunmadığı bir gökyüzünün altında yapayalnız kalmanın seslerin gürültülerin içinde başka bir pencereden hep izleyen gözleyen o bakışın arkasında saklanan dalmaların sahibinin varlığı.. ve asıl peşini bırakmayacak olan telafisi olmayan varolanlarla tatmin edilmek istenen yerine koymalarla nefes almaya çalışmaların beyhudeliği kendini kandırmaların hafif meşrep hazların aptalca saatlerinde bile hep olan o boşluk hissi.. daha da derinde bir gölge gibi tenini saran o varoluşsal boşluğun içinde koca bir boşluk olarak artık hep duracak olan geç kalınmışlık gerçeği ve hiçbir şeyi değiştiremeyeceğinin içine ruhuna iliklerine kadar hissettireceği orada hep kalacak olan çaresizliğin sürekli tekrarlanan sessizliğinin sesi..ölmeden ölmenin ölümle bilinmesi…ve değişimi